Söyleşi: Neden Okumuyoruz?

Şair ve yazar Ali F. Bilir, eşi yazar F. Saadet Bilir’le birlikte, 4 Aralık 2012, Çarşamba Günü, Mersin İl Halk Kütüphanesi’nde “NEDEN OKUMUYORUZ?” konulu bir söyleşiye konuşmacı olarak katıldı. Çoğu ortaögretim öğrencisi olan duyarlı kitap dostlarıyla beraber sıcak bir ortamda geçen söyleşinin ardından, yazarlar İl Halk Kütüphanesi’nin satın alıp öğrencilere armağan ettiği kitaplarını imzaladı.

Neden Kitap Okumuyoruz Söyleşi

Neden Kitap Okumuyoruz Söyleşi

Neden Kitap Okumuyoruz Söyleşi

Söyleşi Metni Değerli dostlar, sevgili öğrenci arkadaşlar hoşgeldiniz! Yürekten teşekkür ediyorum hepinize. Bizleri bu güzel mekanda buluşturan, konuk eden İl HalkKütüphanesi Müdürüne ve emeği geçenlere ayrıca teşekkür ediyorum. Söyleşi Konumuz: “Neden Kitap Okumuyoruz?” ( Ya da, ‘Neden Kitap Okumalıyız?!’). Saadet konuşmasında, bu soruların yanıtını, somut örneklerle verdi, gösterdi. İzninizle, ben de kendi yaşantımdan kısa bir kesit sunarak girmek istiyorum konuya. Rahmetli babam, bir askerlik anısı olarak anlatmıştı öyküyü: Komutan, içinde babamın da bulunduğu acemi erleri sıraya dizer. Sonra, okuma-yazma bilenlerin birer adım öne çıkmalarını emreder. Babam, okuma-yazması olamadığı için yerinde kalır. Komutan, öne çıkanları yazıcı, onbaşı, çavuş rütbesiyle ödüllendirir. Ötekileri ağır bir eğitimin yanı sıra tuvalet temizliği, bulaşık yıkama, getir götür işlerinde görevlendirir. Sevgili babam, yaşadığı bu olay üzerine epey düşünür,“Askerden döndüğimde çocuklarımı okutacağım! sözü verir kendine. “Benim gibi cahil kalıp ezilmesinler!” der. Ayrıca, kurslara katılıp okuma yazma öğrenerek döner askerden. Verdiği sözü unutmaz. Düşüncesini annemle paylaşır. Annem de okuma- yazması olmayan ama ileri görüşlü, aydın bir kadındı. İkisi söz birliği ederler… O yıllarda, ne köyümüzde ilkokul ne ilçemiz Gülnar’da ortaokul vardır. Okulu olan en yakın ilçe ise Silifkedir. 5 kardeşiz. En büyüğümüz ablam, 10 yaşında. En küçükleri benim ve annemin kucağında bebeğim. Ailecek, Silifke’ye göçüyoruz. Ablam dışında hepimiz okula gitme şansı yakalıyoruz. İlkokulu bitirdiğim 1956 yılında Silifke’de lise olmadığı için bu kez Mersin’e düşüyor yolumuz. O sıralar Mersin, 60-70 bin nüfuslu dünya güzeli bir kültür kenti. Okulumuz da öyle… Kitap okuma sevgimi, o yıllardaki öğretmenlerime, okuluma ve İl Halk Kütüphanesi’nde borçlu olduğumu söylemeliyim. Bir de, rastlantı sonucu okuduğum, ‘Define Adası’ adındaki çocuk romanına. Şiir yazma dürtümü ortaokul yıllarımdaki o güzel ortam uyandırdı sanırım. Şunu da belirmeden geçemeyeceğim: Çocuklarını okutmak için gösterdiği bu özverili çabadan dolayı Sevgili anneme, 1970’te, ‘Yılın Annesi Ödülü’ verilmişti Mersin’de… Dostlar, yaşamöyküme burada bir virgül koyup, “Neden Okumuyoruz?” sorusuna dönelim isterseniz. Saadet’in konuşmasında, ‘Okumak’ sözcüğüyle ilgili parmak bastığı noktaya bir kez de ben dokunmak istiyorum izninizle. O nokta şu: Dilimizde, ‘Okumak’ sözcüğüne, kavram olarak farklı anlamlar yüklenmiş… İlki: Okula gitmek, okuryazarlık eğitim öğrenimi görmek anlamında. ( Ki bu kavram İgilizce’de: Educate-education sözcükleriyle ifade ediliyor). İkincisi: Okuma becerisini gazete, dergi, kitap okuyarak uygulamak.(Bu kavram da İngilizce’de: Read-reading sözcüğüyle karşılanıyor.) Üçüncüsü: ki bana göre en önemlisi, okuma becerisinin sürekli kılındığı, “Eleştirel ve katılımcı okumak”tır.. Konuşmamda ben, daha çok sözcüğün bu yönüne eğileceğim… Örneğin, Cumhuriyet öncesinde okur-yazarlık oranı %10’un altında iken bugün bu oran, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı ‘Dil Devrimi’ ve kurduğu ‘Cumhuriyet Yönetimi’ sayesinde %90’lara yükselmiş. Okuryazarlık sorununu bir ölçüde çözülmüş ama, ülkemizdeki kitap okuma oranı hiç de iç açıcı değil. Bir kişinin okuduğu kitap sayısı Japonya’da 25, Almanya’da 15 iken bizde, 1 tane bile değil (Altı kişiye bir kitap düşüyor).. Hayli düşündürücü!.. Peki, çağdaş ve uygar olmanın göstergesi sayılan böylesine önemli bir konuda neden başarılı olamamış, sınıfta kalmışız? Neden ‘Az Okuyan’, ‘Okuma Özürlü’ bir toplumuz? İşte, bana göre bu sorunun nedenlerinden birkaçı:

  1. SÖZLÜ GELENEK TOPLUM YAPIMIZ: Bence, sorunun temelinde, Orta Asya ‘dan getirdiğimiz ve Osmanlı’dan devraldığımız “Sözlü Gelenek Toplum” yapımız yatmakta. Bu geleneksel yapıyı, Batı örneği, yazan, okuyan, düşünen, araştıran bir toplusal yapıya dönüştürememişiz nedense… Anımsayalım, düzyazıyla ancak Tanzimat döneminde tanışabilmişiz. Duygu ve düşüncelerimizi süslü sözlerle ifade etmeyi marifet saymışız. Matbaa, ‘Gavur İcadı’ suçlamasıyla, Avrupa’dan nerdeyse 300 yıl sonra girmiş ülkemize. Güzel dilimiz, Türkçemiz yüzyıllarca Arapça ve Farsça’nın etkisinde kalmış. 1940’lı yıllarda, ‘Köy Enstitüleri’ ile başlayan eğitimdeki devrimci , aydınlanmacı uygulama yarım kalmış…
  2. EKONOMİK NEDENLER: Bana göre sorunun önemli nedenlerinden biri de, ülkemizdeki ‘Ekonomik Yapı’ ve bundan kaynaklı yoksullukla ilintili… Geştalt’ın ‘Gereksinim Yasası’nı anımsayalım: İnsanoğlu, temel gereksinimini olan beslenme, barınma sorununu çözdükten sonra ancak okuma, yazma, kendini ifade etme, toplumda saygınlık kazanma, yaratma gibi edimlere gereksinim duyabilir, yönelebilir.
  3. EĞİTİM ÖĞRETİM SİSTEMİ: Kitap okuma özürlü olmamızın bir başka nedeni, uygulanan yanlış “Eğitim-Öğretim Sistemiz”dir. Öyle ki, eğitim ve öğretimin temel amacı, özgür, düşünen, eleştiren, araştıran, yaratıcı bireyler yetişirmek olması gerekirken, ‘Ezberci’ ve TEST’e dayalı eğitim bireyin yetilerini tümüyle köreltmekte… Onları kitaptan uzaklaştırmakta. (Örnek: Batı okullarında haftada bir kitap okuma zorunlu iken, bizde bu sayı….? ) Parmakla gösterilecek kadardır.
  4. YÖNETİM SİSTEMİZDEKİ DURAKSAMA ve KIRILMALAR: Kitap okunmasını öteleyen bir başka neden de, zaman zaman yaşadığımız ve adına Demokrasi adını verdiğimiz yönetim sistemindeki kırılmalardır. 12 Mart ve 12 Eylül Darbelerini buna örnek gösterebiliriz. Geçmişte, kitapların suçlu gösterildiği, suç delili sayıldığı, yargılandığı, yasaklandığı, yakıldığı dönemleri anımsayalım. (12 Eylül Darbesi öncesi ve sonrasında, onca kitabımızı banyo sobasında, içim sızlayarak yaktığımı anımsıyorum…)
  5. DÜNYA EKONOMİK SİSTEMİNİN KÜRESELLEŞMESİ: 1980’li yıllardan günümüze, Kapitalist Sistem’in hızlı bir ‘Küreselleşme’sürecinden geçtiğini gözlüyoruz. Bu süreçte, iletişim, görsellik, reklam imgeleri önem kazanmakta. Televizyon, görsel medya kitabın önüne geçmekte. Önemli saydığımız değer yargıları altüst olmakta. Uçup gitmekte. Gerçek değerler gözden düşmekte. Sanatsal ürünler, şiir, öykü, roman kitapları ticari bir meta-mal sayılmakta. Yapıtlar, piyasa koşullarına göre üretilmekte. Sonuçta, gerçek okurun nitelikli kitaplara ulaşması zorlaşmakta.

Saydığım bütün bu olumsuzluklara karşın, okumanın önemini , okumanın özgürlük olduğunu bilen gerçek bir okur kitlesinin varlığını da gözlemekteyiz. Bu da bizleri, gelecek adına umutlandırmakta… Konuşmamı, aralıklı zamanlarda 4 kez ziyaret ettiğim ABD’nin Tallahassee kentindeki kitabevleriyle ilgili gözlemimi paylaşarak ve şu anda orada yaşayan kızım Defne için yazdığım, “Uzak Yolculuklara Çıkarken” başlıklı şiirimi okuyarak bitirmek istiyorum. Tallahassee’de, 181 bin nüfuslu bir kentte, 3 tane kitabevi vardı, ki hepsi okur doluydu. kitabevlerinden biri bile Mersin’deki kitabevlerinin tümünü içine alacak genişlikteydi… Uzak Yolculuklara Çıkarken Kızım Defne’ye dönüp geriye bakıyorum uzak yolculuklara çıkarken doğduğum karlı topraklar dağların üstünde alaca bulut nasıl koşuyorlar peşimden küçücük bir çocuk gibiyim yüreği dünyaya sığmayan yanımda yalnızca dünyanın sesi içimde bir özlem, bir özlem düşmek üzereyim belki kendi boşluğuma erkenden ev yapayalnız, kapı kapalı geride bir ölüm sessizliği uzak yolculuklara çıkarkenAlong with his wife F. Saadet Bilir, Ali F. Bilir was a guest speaker in a meeting about reading habits in Turkey. In the meeting, titled “Why We Don’t Read?”, Bilirs shared their ideas about the importance of reading as well as their personal stories about reading. After the meeting. the couple signed their latest books.

Neden Kitap Okumuyoruz Söyleşi

Neden Kitap Okumuyoruz Söyleşi

Neden Kitap Okumuyoruz Söyleşi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir