Bir Ağaç Ölür, Bir Millet Uyanır!

Ali F. Bilir’in 8 Haziran 2013 günü İmece gazetesinde çıkan yazısıdır.

———-

İstanbul’da, duyarlı insanların siyasal iktidarın “Taksim Gezi Parkı” yıkımına karşı başlattığı protesto eylemi bütün yurda yayıldı, yayılmakta…

Hareketin öncü gücü, ‘2013 Kuşağı’ gençliği. Hani çoğumuzun, ‘Bireyci,  apolitik, çevreye, ülke ve toplum sorunlarına duyarsız,’ gibi sözlerle burun kıvırdığımız, ‘günümüz gençliği!’. Nasıl farkına varamamışız! Meğer yıllardır içinde debelendiğimiz umutsuzluk batağıymış bizleri yanıltan, yüreğimizi karartan.  O gençlik ki bizim çocuklarımız, kızlarımız, oğullarımız, torunlarımız; savrulan ekin başağı saçlarıyla sokaklara çıkan, alanları doldurup günlerdir siyasal iktidarın uyguladığı faşizan baskı ve zulmü protesto etmekteler.  Başları dik, yüzleri ışıltılı, ince dal bedenleriyle ve korkusuzca copa, gaza, kurşuna göğüs germekteler. Tek silahları sırt çantalarında taşıdığı kitaplar, ellerinde tuttukları esprili pankartlar, Türk bayrakları ve attıkları anlam yüklü sloganlar. Barış Alanı’nda türkü söyleyip halay çekmekteler.  Nazım’ın,

‘Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler/ Dalga dalga aydınlık oldular/ Yürüdüler karanlığın üstüne/ Meydanları zaptettiler yine’[1] dizelerinde andığı gençlik bu.

O gençlik ki,  “Bir ağaç ölür, bir millet uyanır!’ “ sloganıyla başlattıkları devrimci isyanla, küresel emperyalizme ve onun işbirlikçilerine sarı kart göstermekteler.

O gençlik ki, Gün o gün, dürülmesin bayraklar/ Dinleyin duyduğunuz çakalların ulumasıdır/ Safları sıklaştırın çocuklar/ Bu kavga faşizme karşı/  Bu kavga özgürlük kavgasıdır, diyen şairin vasiyetini yerine getirmekteler.

Tarih bugün Türk gençliği adına yeni bir not düşmeye hazırlanmaktadır sayfasına… Gençliğin tarihteki ilk sınavı değildir elbet bu. Anımsayalım, 9 Eylül 1919 tarihinde yapılan Sivas Kongresi’nin 2. Oturumundaki ‘Manda Tartışması’ sırasında, gençliğin temsilcisi olarak toplantıya katılan ve Mustafa Kemal’e, “Mandayı kabul edemem, Eğer bunu kabul edecek olanlar varsa bunları her kim olursa olsunlar red ve tekbih ederim. Örnek olarak manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddederiz,” diyen tıbbiye 3. Sınıf öğrencisi Hikmet, 18 yaşındaki bir gençtir.”[2]

Sonra, tarihteki sınavını başarıyla veren, Turan Emeksiz adıyla simgeleşen ‘60 Kuşağı’, Deniz Gezmiş adıyla özdeşleşen ’68 Kuşağı’, onu izleyen ’78 Kuşağı’… gençliğini saygıyla anmamız gerekir. Bugünse, bu geleneğin yeniden filizlendiğini gözlemekteyiz. Ancak, ‘2013 Kuşağı’ gençliğini önemli bir sınav beklemektedir. O da şudur: Küresel emperyalizm ve onun işbirlikçilerinin oyununa düşmemek. Şiddete, şiddetle karşılık vermemek… Bu özgürlük ve demokrasi mücadelesini halkla birlikte, sağduyulu ve bilgece yürütmek…

Selam olsun, umudumuzu yeniden yeşerten “2013 Kuşağı” gençliğine! Selam olsun despotizme başkaldıran, demokrasi ve özgürlük kavgasına sahip çıkan Türk halkına!..

 


[1] Nazım Hikmet, Şiir, Hürriyet Kavgası

[2] Dr.Hikmet Boran (1901-1945), Orhan Boran’ın babası, anne tarafından Mersin-Gülnarlıdır.  14 Mart 1919 günü,  İstanbul’un İngilizler tarafından işgalini protesto etmek amacıyla, ilk Tıp bayramının kutlanmasına öncülük eden İstanbul Askeri Tıp Okulu 3. sınıf öğrencisidir.

Bir AgacThis content is only in Turkish.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir